Kuşkusuz ki dışardan beslemek kadar içerden beslenmek de önemli beyin sağlığımız için. Peki, beyni besleyen temel yiyecekler neler ve nasıl etki ediyor?
Omega-3
Omega-3 beyin sağlığı için bilinen en iyi besin öğelerinden bir tanesi. En çok ve en iyi şekilde somon balığında bulunuyor. Ancak somon balığını Türkiye’de taze şekilde bulmak imkansız. Dolayısıyla başka besin kaynaklarından da faydalanmak ve bunları öğrenmek gerekiyor. Topraklarımızda yetişen bir sürü buna uygun besin var. Başta ceviz ve badem olmak üzere yağlı tohumlar Omega-3 için iyi birer kaynak. Ayrıca semizotu, ıspanak, chia tohumu, keten tohumu da Omega-3 kaynağı diğer yiyecekler.
Selenyum
Selenyum her şeyden önce ruh halimiz üzerinde de etkisi olan minerallerden bir tanesi. Yumurta başta olmak üzere yer fıstığı, tavuk, tam buğday ekmeği,
barbunya, fındık ve ay çekirdeği gibi yiyeceklerde bulunuyor.
Folik Asit
Hamileliğin öncesinde dahi kullanılması gereken folik asit günlük hayatımızda yine ıspanak, muz, mercimek, brokoli, kuşkonmaz ve pancar gibi yiyeceklerden alabiliriz.
Kahve
Kahvenin Alzheimer ve Parkinson riskini azaltabileceğine dair birçok araştırma elimizde mevcut. Kahvenin içindeki kafein adenosin dediğimiz bir kimyasalı bloke ederek zihnen canlanmamızı sağlıyor. Ancak aynı zamanda serotonin gibi mutluluk veren nörotransmitterları da arttırma etkisine sahip.
Antioksidanlar
Vücutta bizim hissetmediğimiz, belki kısa vadede bizi hasta etmeyen ancak yüksek oranda bulunan enflamasyon aslında birçok hastalığın nedeni olduğu gibi birçok nörolojik hastalığın da temelini oluşturuyor. Bu nedenle antioksidan görevi gören besinleri tüketmek önemli. Beyin için faydalı bazı antioksidan yiyecekler ise yaban mersini, zerdeçal, kabak çekirdeği, bitter çikolata. Kabak çekirdeği ayrıca ciddi oranda çinko ve magnezyum içerdiği için harika bir kaynak.
Düzenli ve kaliteli uyku
Uykunun önemi ne kadar uyarsak da ne yazık ki yeterince anlaşılmıyor. Uykusuzluk eğer bir C vitamini, demir eksikliği gibi hemen zararlarını gösterseydi
belki bunu daha iyi idrak ederdik ama ne yazık ki yıllar sonra acısı çıkan uykusuz geceler, geç saatte geçilen uykular bize çok zarar veriyor. Burada düzenli
uykudan kastımız özellikle hafta sonları ile hafta içi saatleri arasındaki farkın fazla olmaması. Ayrıca evden çalışma, karantina süreçleri de yine uykuyu bozdu. Hafta içi de hafta sonu da birbirine yakın saatlerde uyumak ve uyanmak, bir düzen oluşturmak, 8 saatten az uyumamak önemli. Uyku kalitesini belirleyen ise karanlık ve sessiz bir ortamda, kesintisiz, derin uyku. Bu uyku sırasında salgılanan hormonların da dengelenmesini sağlıyor.