Başağrıları toplumda en yaygın yakınmalardan biridir. Ömür boyu en az bir kez başağrısı yaşayan kişi oran erkeklerde %93, kadınlarda %99’ın olmak üzere genel papülasyonda %90’ın üzerindedir. Çok sık tanımlanan bu yakınmaya yol açan nedenler, temel olarak iki ana başlık altında irdelenir. Bunlar; primer/birincil başağrıları ve sekonder/ikincil başağrılarıdır. Böyle bir ayrımın başağrılarının özelliklerini belirlemenin ötesinde klinik pratik açısından çok büyük yararı vardır. Çünkü hastanın yakınmaları “primer başağrıların”ndan biri olarak düşünülürse başağrısının bizzat kendisinin bir hastalık olduğu ve yaşamı tehdit etmediği, tanı için genellikle ileri incelemelerin gerekmediği ve çoğunlukla tedavi ve önerilerle kontrol altına alınabilen bir başağrısı olduğu anlaşılır. Oysa “sekonder başağrıları”ndan biri olarak düşünülürse başağrısının bir semptom olduğu, altta yatan bir başka hastalığın söz konusu olduğu, yaşamı tehdit edebileceği, bu nedenle ivedi davranılması gerektiği ve ileri incelemelerle bir an önce tanı konularak tedaviye geçilmesi gerektiği anlaşılır.
Gerilim tipi başağrısı
Gerilim başağrısı bütün primer başağrıları içinde en sık rastlanılan başağrısıdır. Aynı zamanda dünya ölçeğinde en sık karşılaşılan nörolojik hastalıktır. Bir Danimarka çalışmasında, sık epizodik gerilim başağrısı ve kronik gerilim başağrısı insidansı 1000 kişide 14.2 bulunmuştur. İnsidans kadınlarda erkeklere oranla 2,6 kat daha yüksektir. Yaşam boyu prevelansı %44-86 arasında değişir. Risk faktörleri arasında kadın cinsten başka, düşük eğitim düzeyi, yetersiz uyku, fiziksel ve zihinsel yorgunluk ve depresyon yer alır. Hekime başvuru sıralamasında migrenden sonra gelir. Bunun nedeni, gerilim baş ağrılı hastaların daha az tıbbi yardım arama gereksinimi duymalarıdır. Herhangi bir sekonder başağrısı gerilim başağrısının tanı kriterlerini karşılayabilir. Gerilim başağrısının yerleşimi çeşitlidir. Hastalar, çoğunlukla bütün başı sıkı bir bant varmış gibi saran bir ağrıdan yakınırlar. Buna karşılık, ağrı alında, başın veya boynun arkasında da hissedilebilir. Başağrısı genellikle bilateral yerleşim gösterir ve karakteri çoğunlukla zonklayıcı olmayan tipte sıkıştırıcı, basıcı özellik taşır. Hastaların pek çoğunda baş ağrısı orta şiddette geçmez, günlük fiziksel aktivitelerle şiddetlendiği pek görülmez. Gerilim başağrısına ışıktan rahatsız olma, bulantı ve/veya kusma gibi belirtilerin eşlik etmesi beklenmez. Bu nedenler “belirtisiz başağrısı” olarak anılır. Başağrısı sırasında sesten rahatsız olduğunu söyleyen hastalar bulunabilir. Ayda 15 günden az ortaya çıkan gerilim başağrısı epizodik, ayda 15 veya daha fazla sayıda günde ortaya çıkan ve en az 3 aydır devam eden gerilim başağrısı kronik olarak kabul edilir. Epizodik gerilim başağrısı tanısı alan bazı hastalarda aurasız migren, kronik gerilim başağrısı tanısı alan bazı hastalarda da kronik migren tanısı geçerli olabilir Alt kategorilerin belirlenmesinde önemli olan perikranyal kas duyarlılığını belirlemek için palpasyon tekniği kullanılır. Tedavi ilaçlı, ilaç dışı ve girişimsel tedavi olarak ayrılır.
Önleyici tedavi;
o Hastada iki günden daha sık ortaya çıkıyorsa,
o Başağrısı süresi 4 saatten uzunsa,
o Günlük yaşam aktivitelerinde kısıtlılığa yol açıyorsa,
o Atak tedavisi ilaçlarının aşırı kullanımı varsa,
o Atakta kullanılan ilaçlara duyarlılık veya kontraendikasyon mevcutsa gerekir.
Sinirsel başağrısı olarak da bilinen gerilim başağrısı, başın tümünde hissedilen ancak çoğunlukla enseden başlayan, hafif şiddetli, sıkıştırıcı/künt vasıfta, bulantı ya da kusmanın eşlik etmediği, hareketle artış göstermeyen, migren ağrılarına göre çok daha kısa sürebileceği gibi, haftalar, aylar ve bazen yıllar
boyunca aralıksız sürebilecek özelliktedir. Gerilim tipi baş ağrısı ve stresle tetiklenebilen migren atakları sıklıkla karıştırılabilir. Ancak hekime başvuru oranı düşük bir ağrı tipidir.